Herkes Petek Dinçöz’ü sevmek zorunda değil. Beni sevmek zorunda değiller ama işime saygı duyulmasını beklerim. Çünkü büyük emek veriyor ve çok çalışıyorum. Beni alkışlayan herkes de şahsımı sevmeyebilir; ancak başarım sayesinde alkışlandığımda büyük bir mutluluk ve gurur duyuyorum. Herkes “Petek pes etti, bu işi bıraktı” falan diyordu. Bir süre ara vermiştim ama bırakmadım.
Şu anda "yeni Petek"e yatırım yapıyorum. Müzik, sesler ve dinleyici kitlesi değiştikçe, ben de bu seviyeye ayak uydurmaya çalışıyorum. Ben yeni bir insan değilim; sadece yerimi biliyor ve verdiğim arayı iyi işlerle doldurmaya çalışıyorum. Orhan Baba’nın şarkısı da bu projelerden biriydi. Çok zorlu bir parça. Kimse bu kadar iyi olacağını beklemiyordu. Bu yüzden çok mutluyum. Şimdi sırada yeni bir şarkı var.
- Şaşırtıcı ve pek de beklenmedik, dinamik bir şarkı olacak. Yayınlanması için Ekim ortasını planlıyoruz. Adı "Liste" – bunu burada ilk kez açıklıyorum. Söz ve müzik Ezgi Ergül Gür’e, düzenleme ise Suat Sakarya’ya ait. Listeleri altüst etmeye geliyorum.
- Yapay zekayı asistanım olarak kullanıyorum. Yapay zekâdan korkmuyorum; çünkü o, öylece sahneye çıkıp yüksek topuklu ayakkabılarla üç saatlik bir gösteri sergileyemez.
– Elbette kimse bunu doğrudan yüzüme söylemiyor. Ama kulağıma gelenler oluyor. Ben ise işimle karşılık veriyorum. Eskiden bu konulara çok kafa yorardım. "O beni sevsin, bu beni sevsin" şeklindeki bitmek bilmeyen bir arzuyla kendimi resmen yıpratırdım. Bugünse kimin ne dediği umurumda bile değil. Kendimi merkeze koyuyorum; önemli olan benim.
- Olmaz olur mu? Hâlâ var. Hele ki en son Bodrum sahneme Orhan Babam geldi, elim ayağım titredi. Bu röportajı yaparken de heyecanlanıyorum. Ama ben hislerimi belli edemiyorum. İçimde yaşıyorum. Sektörde dostum yok ama akıl aldığım çok insan var. Sanatçı büyüklerimden akıl alırım. Onun dışında büyük bir rekabet var. Yeni nesil de geldi, aralarında çok başarılı isimler var.
- Telefonumun hiç çalmadığı bir dönem oldu. Haksızlıklara uğradım. Fakat kendime “Sen işinle konuşularak bu zorlu dönemi atlatacaksın” dedim ve atlattım. Poligonda bir at düşün. Atlara gözlük takarlar, sağı solu görüp ürkmesin diye. Ben de bir at gibi hedefime koşuyorum.
- Starlık yaşam biçimiyle alakalıdır. Bir defa alçakgönüllü ve yardımsever herkes gözümde stardır. Mesela Orhan Gencebay, Sezen Aksu, Ajda Pekkan benim için star.
- Tabii ki değilim. Kadın aynaya baktığında kendini nasıl görmek istiyorsa öyle olmalı. Kadın para kazanmalı. Para kazandığı zaman kendine güveni gelir. Bu çok önemli bir şey. Devir öyle bir devir ki artık her şey çok daha zor. Herkesin bir alternatifi var. Benim yok tabii ki, o ayrı! İş konusundan bahsediyorum. Ama ben de bu noktaya çalışa çalışa geldim. Onlar da azmetsinler, çalışmayı bırakmasınlar. Ve ben kimseye güvenmemeyi öğrendim. Kimseye güvenmeyeceksin bu sektörde. Benim tek bir sırdaşım vardır; o da anneannem. Benim kapalı kutum.
- Mutfak tezgahının üstünde bir şey gördüğüm zaman o gece uyuyamam. Mesela sahneden inmişim, eve gelmişim. Normalde hemen duşumu alıp dinlenmem lazım. Yok, ben hemen, hatta daha kostümümü çıkarmadan o tezgâhı temizleyebiliyorum. Onun haricinde koku takıntım var benim. Tazı gibi burnum var. Kulaklarım da çok keskindir. Dört masa ötede konuşulanı duyabilirim. O yüzden ağız şapırdatmasına tahammül edemem mesela. Yemek yerken mutlaka arkadan müzik açarım.